Skip to main content

İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavırda gizlidir. Jean Paul Sartre

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Sanat Sempozyumları

Thumbnail image

Universiteye Hazirlik Guzel Sanatlar Egitim Kurslari

 

Kültür'ün manevi kültürle özdeşleştirilmesi ve manevi kültürün seçkinlerin kültürü olarak ele alınışı sonunda., manevi kültür alanının nasıl belirlendiği ve ne gibi özellikler taşıdığı sorunsalına gelenekçi-seçkinciler ile yenilikçi-seçkinciler (ta İmparatorluk döneminden bu yana) iki bağdaşmaz görüş getirmektedirler.

 

Doğu'cu ve Türk-İslamcı gelenekçiler manevi kültürün belirleyicisi olarak «milli ruh»u (milli duygu, düşünce ve değerler»i) görmekte; Batı'cı yenilikçiler ise «hümanist ruh»u. Bu haliyle, manevi kültür bunalımı içinde bocalayan egemen düşünce, «ruhlar çatışması» halinde sürüp gitmekte; bu «ruh döğüşü» sonunda hangisinin manevi kültüre egemen olacağı ilgiyle izlenmektedir.

 

Bu sürtüşme, manevi alanın bütünselliği söz konusu olduğundan köktenci bir özellik, yani, «ya hep ya hiç» özelliği göstermektedir; «ruh»en ya tam Doğu'lu olacağız ya da tam Batı'lı. Örneğin, (insana inanılmaz gibi geliyor ama) Prof. Dr. Sinan oğlu bu konuda şunları söylüyor: «Gençlerin Divan edebiyatı şairlerinden dizeler okumamaları, onların o evrenle-kendilerine özgür insan ve özgür vatandaş olma yoluyla herhangi bir yardımda bulunamayan o manevi evrenle bağlantıyı kesmiş olduklarını gösterir. Bu, devrimin en büyük başarılarından biridir».

 

 

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Hobi Sanata Gonul Verenler

 

Göstergebilimci ve filozof Roland Barthez’in sıklıkla üzerinde durduğu anlatı olgusu, bir çağdaş sanat yapıtının katmanlarını analiz etmede önemli teoriler ve hipotezler ortaya atmıştır. Sanat eserinin bünyesinde barındırdığı simgeler, nesneler, formlar artık göstergeler dünyasının birer nesneleridir ve bu nesnelerin kişisel bir geçmişi, anlatısı mevcuttur.

 

Bu anlatı, sanat nesnesi üzerinde estetikleştirilir ve yapıtın anlamsal estetiğine nüfuz eder. Çizgi ve desenin herhangi bir sanat nesnesinde Plastiksel olarak üstlendiği görevlerden en önemlisi imgeleri görselleştirme, nesneleştirme ve kavramsal olarak estetikleştirme üzerinedir. Aklın estetikleştirilmesi görüşü, kuşkusuz Hegel’ kadar uzanan bir felsefeyi gündeme getirir.

 

Ancak sanatın estetikleştirme ereği, felsefeden farklı olan bir dönüşüme işaret eder. Eagleton, estetiğin ideolojisi adlı kitabında sözünü ettiğimiz nesneleştirmeyi sanatın gerçekle uğraşması üzerinden çözümler.

 

Çünkü kendisinin de vurguladığı üzere, felsefe, nesneleştirmeye tinsellik üzerinden yaklaşırken, sanat, nesneleştirmeye gerçek üzerinden yaklaşmayı amaç edinir.2 Gerçek olan olgularla sembolik ilişkiyi kuran ilk sanatsal plastik öğeler, çizgi ve desen, aşina olmadığımız bir gerçeği sanat üzerinden biçimlemektedir. Çünkü bu temel pratikler olmadan Sayın’ın da belirttiği gibi, hayal gücünü aşan, temsil ilişkilerini öteleyen ve göze geldiği an görünürlüğünü gizleyen bir imge nasıl üretilebilir?

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

Hobi Kurslari

 

Her şeyden önce, estetik ve sanat alanında, sizin de belirttiğiniz gibi, günümüze yakışmayan verimsiz tartışma ya da yaklaşımların sona ereceği beklentisi. İkinci, artık böyle bir kitap göz önüne alınmaksızın, bu konuda çalışmalara girişmenin istenen verimliliğe ulaşamayacağı. Öte yandan, bu yöndeki kuramsal çalışmaların artması beklentisi. Birincisi çeviri alanında; ikincisi, özgün yaratma alanında. Hiç kuşkusuz, bizler için, bu ikincisi en önemlisi.

 

Bu da hiç kolay değil. Çünkü «Estetik ve Sanat» kitabında da açıkça görüldüğü gibi, bu alandaki çalış¬ma öbür birçok alanları da içeriyor; yani, bütün öbür düşünce, toplum ve doğa bilimi alanlarında da bu anlayış ve yaklaşımda temel çalışmalar ortaya çıkmadıkça, sanat kuramcısı ya da estetikçi çok yalnız kalacaktır.

 

Bu açıdan beklentimizse, gerek sanat alanlarının kendi içlerinde, gerek sanatla ilintili bütün alanların kendi içlerinde bilimsel özgün yapıtların ortaya çıkması. Bu da bilimde olsun, sanatta olsun, düşünsel birliğin kurulmasına ve gelişmesine bağlı.

 

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Lise-9-10-11 Siniflarina Guzel Sanatlar Fakulteleri Icin Egitim Kurslar

 

Dolayısıyla, Kastelli, doğrusu üstüne düşeni yapmaktadır: 1) Kültür ve Sanat Vakfı kurmuştur, 2) Büyük sermaye olarak tiyatroyu desteklemiştir, 3) «Tiyatroya katkıları nedeniyle» de, değerbilir kamuoyumuz tarafından «ödüllendirilmiş»tir.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Fotografcilik Kursları

 

Bu açıdan, Kastelli Şirketler Topluluğu Genel Koordinatörü, «Vakfın başlangıçtaki mal varlığının 25 milyon lira olduğunu, yılda ortalama 2–15 milyon lira gelir elde edeceğini» belirttikten sonra, «isabetli bir değerlendirme ile bu portenin beş yıllık dönem içinde 125 milyon liraya ulaşacağını» söylüyor. Öte yandan, «sanatın her dalında uğraş veren Türk sanatçısına yeni olanakların da sağlanacağını» bildiriyor.

 

Böylelikle, Kastelli Şirketler Topluluğu'nun, kurduğu Kültür ve Sanat Vakfı yoluyla, yalnız sanat yapıtlarının kendisine değil, ama sanatın üretim araçları ile üreticisine, yani, gerçek sanatsal değerlerin yaratıcısı olanlara da sahip çıkmayı amaçladığını görüyoruz. Kapitalizmin sanatın gelişmesine yardımcı olduğu açık bir gerdektir; ama bu onun kendi mahiyetini değiştirmediği gibi, kendi dayanağı olan fikrî sistem dışında bir sanatsal üretimin yapılabilmesi olasılığını da tam olarak değiştirmez.

 

Bu anlamda, Kastelli Şirketler Grubu'nca yönlendirilecek sanatsal yaratım ve sanatsal üretimin, onun kendi sanatsal-ideolojisi dışında gerçekleşemeyeceğini söyleyebiliriz. Ancak bu bankerlik kuruluşunun sanatsal-ideolojisi doğrultusunda sanatsal ürünlerin üretilerek ticaretinin yapılacağı ortadadır. Olsa olsa, bu sanatsal ürünlerin nitelikli olup olmayacağı ya da «kitle kültürü ve endüstrisi» içinde ne denli yer alıp almayacağı sorusu sorulabilir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Çocuklar İçin Yaz Kurslari

 

Bu doğrultuda, Kastelli Şirketler Topluluğu Genel Koordinatörü şöyle diyor: «Kuruluşların toplumsal sorumluluğu, toplumu, kendi içinde kaynaşmış ve geleceğe yönelik hedeflerde ulusal bilinç etrafında birleşmiş olmaktır.» (1) Burada, Genel Koordinatör'ün temsil ettiği toplumsal-ekonomik kesimin çıkarları doğrultusunda bir sanatsal bilinçlilik şeklinin öngörüldüğü çok açıktır; çünkü kendi bankerlik kuruluşunun çıkarları ile geleceğe yönelik ulusal hedefler aynı bağlam içinde ele alınmaktadır.

 

Oysa, çok açıktır ki, bir ülkenin geleceğe yönelik hedefleri sadece bankerlik kuruluşlarının hedefleriyle açıklanamayacağı için, kendisinin önerdiği şekliyle, ulusal, bilinç etrafında birleşmiş değer yargılarında da ulusal bir uyum sağlanamaz.

 

Çünkü ulusal bilinçlilik yönündeki değer yargıları, bankerlik yönündeki değer yargılarıyla çeliştiği kadar, onu aşar. Ama yukarda sözünü ettiğimiz gibi, burada, sanatsal yaşama sahip çıkılabilmesi için gereken manevi koşulları, Kastelli Koordinatörü ister istemez kendi çıkarları açısından yaratmaya, kendi çıkarları doğrultusuna sokmaya, bunu da bütün bir toplum için öngörmeye çalışmaktadır.

 

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

Çocuklar İçin Özel Eğitici Kurslar

 

SANATA SAHİP ÇIKMA ALANLARI

Sanata sahip çıkmayı, sanatın kendi karmaşık yapısına bağlı olarak üç ayrı alanda ele alabiliriz. Birincisi, toplumsal bir bilinç biçimi olarak sanata sahip çıkılması; ikincisi, zihinsel bir üretim biçimi olarak sanata sahip çıkılması; üçüncüsü ise, toplumsal bir kurum olarak sanata sahip çıkılması.

 

Bu üçünün birbiriyle karşılıklı bir ilinti içinde olduğu ve sonunda toplumda sanatsal-kültürel sistemi oluşturduğu çok açıktır; başka bir deyişle, sanatın ideolojik-üretimsel-işlevsel yönleri bir bütünlük içindedir. Şimdi, «Kastelli Örneği»nde bunları tek tek gözden geçirelim.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image 

Lise Ogrencilerine Ozel Kurslar

 

Çünkü bilimselliğini yitirmiş burjuva düşüncesinin varacağı en son uğrak, kendine «ütopyalar» yaratmaktır. Çökmekte olan burjuva sınıfların en belirgin özelliği olan toplumsal aldatmacalar ve ham hayaller üretme olgusu, aslında, toplumsal idealler ile toplumsal üretim tarzı arasındaki derin çelişkiden kaynaklanmakta;   kendini bilimsellikten soyutlama zorunda kalmış burjuva dünya görüşünün çöküşünü dile getirmektedir. Oysa, toplumların tarihsel gelişme yasalarıyla uygunluk içinde olan toplumsal idealleri amaçlayan sınıfların dünya görüşleri bilimseldir ve bu anlamda da karşıt sınıfların ütopik görüşleriyle tam bir karşıtlık içindedir.

 

Böyle ele aldığımızda, toplumumuzda 1950–80 yılları arasında oluşan sınıfların dünya görüşleri ile geleceğe yönelik amaçlarını değerlendirmek dek olaylaşmaktadır. Hemen çok açık bir örnek vereyim: 70 sente muhtaç bir ülkenin «büyük Türkiye» olmasına aynı zamanda olanak var mıdır? Ya da bir başka deyişle, ileri gelişmiş ülkeler ile azgelişmiş ülkeler arasındaki kalkınma uçurumu, bilimsel bir olgu olarak, gitgide derinleşirken, bu ileri kapitalist ülkelerin düzeyine erişmek, kapitalist mantıkça bile, olası mıdır?

 

Şunu hemen söyleyeyim, tarihsel gelişmeyi, yani, tarihte değişme ve dönüşümü kendi sınıfsal çıkarları uğruna yadsıyan Batı burjuva ideolojisinin yarattığı «toplumsal refah» aldatmacalarına aldanmak zorunda olan yerli burjuvazimizin her an yeni aldatmacalarla toplumun karşısına çıktığı ve çıkacağı bizce bilimsel bir olgudur.

 

Öte yandan, «Batılılaşma» ile«yoksullaşma»nın geniş kitlelerce toplumumuzda özdeş olarak görülmesi, geniş kitleleri dinsel kitlenmeye doğru ittiğinden, İslamcı ütopyaların varlığını sürdürmesine yol açmaktadır. Bu anlamda, geleceğe yönelik idealleri kapsaması gereken görüşler, örtüşük çelişkiler yüzünden geçmiş'i geleceğin ideali olarak görmeye de yol açmaktadır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

8 Sınıflar İçin Özel Eğitici Kurslar

 

 

MADDİ KÜLTÜR VE MANEVİ KÜLTÜR

Başında felsefî özelliklerini açıklarken gördüğümüz gibi, idealist kültür anlayışının başlıca bir açmazı, kültürü «manevi kültür» alanı içinde görmesi ve onu maddi kültürden koparıp ayırmasıdır. Böyle bir ayırım, maddi kültürün «uygarlık», manevi kültürün ise «kültür» olarak ele alınmasına yol açmış; maddi ve teknik ilerlemeler uygarlık olarak değerlendirilirken, kültür, yalnızca manevi kültür (dinsel, sanatsal, vs. kültür) sınırları içinde tutulmuştur.

 

Bunun özünde yatan neden şöyle açıklanabilir: «Uygarlığın temeli bir kesimin bir başka kesim tarafından sömürülmesine dayandığı için, uygarlığın bütün gelişmesi sürekli bir çelişme içinde var olagelmiştir. Üretimindeki her ilerleme, aynı zamanda, ezilen kesimlerin, yani, büyük çoğunluğun durumunda bir gerileme olmuştur.»

 

Bir başka deyişle, kapitalist toplum maddi üretimde ilerleme gösterdikçe, kitlelerin bu üretim zenginliklerinden yararlanamaması sonucu bir gerileme göstermiş; maddi üretim zenginliklerinin gerçek üreticisi olan "geniş emekçi kitleler bu zenginlikleri ellerinde bulunduranların baskısı altında kendilerini manen geliştirebilme olanağını bulamamışlardır.

İşte aslında, toplumsal maddi-teknik ilerlemenin değil, ama kapitalist üretim tarzının sonuçlarından ötürü ortaya çıkan bu çelişme «uygarlık» ve «kültür» kavramlarının ayrılığında kendi yansımasını bulmuş, geniş üretici kitleler ile kapitalist üretim ilişkileri arasındaki kültürce çelişmenin «kapitalizmdeki kültür krizi»nin bir anlatımı olmuştur. («Manevi kültürü», burada «seçkinler kültürü»nü kendine maleden egemen sınıfların geniş kitlelere, yani, kültürden yoksun bıraktığı kitlelere nasıl «kitle kültürü»nü dayattığı olgusunun nedeni burada yine bir başka şekilde ortaya çıkmaktadır.)

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üniversiteye Hazırlık

Thumbnail image

Çocuklar İçin Özel Eğitici Kurslar

 

 

Desen çalışmalarında mekânın, bir boşluk olduğu ve varlıkların art arda sıralanarak boşluğun görünür kılınmasının mekânı oluşturduğu dördüncü ünitede belirtilmişti. Varlıkların yan yana, önlü arkalı ve uzak-yakın ilişkilerinin kurularak kâğıt yüzeyine aktarılması, mekân içinde derinliğin oluşmasını da sağlayacaktır. 

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Kurs Ortamı Fotoğrafları
Sayfa 1 / 3