Skip to main content

Uzun bir tartışma her iki tarafında haksız olduğunun delilidir. Voltaire

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Sanat Fotoğrafçılığı

Thumbnail image

Hobi Kurslari

 

Bu anlamda da saray sanatı, örneğin, divan şiiri ne denli mazmunlaşmışsa, yani, hikâye-ediciliği yitirip nakısa, oyuna dönüşmüşse; halk şiiri o denli kalıpsal imge yapısından uzaklaşarak açık hikâyeciliğe, somut nesnelliğe, hatta (Pir Sultan, Köroğlu, Kazak Abdal, vb. gibi örneklerde) düzeni bireysel somutlukta «protesto»ya dönüşmüştür.

 

Bu nedenle, belli bir sanatsal yöntemi İslâmi ilkelerle özdeşleştirmemek; tarihsel gelişimi kendi iç çelişkileri içinde doğru olarak değerlendirmek gerekir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Sergilerden

Thumbnail image

Kursumuzdaki Sanat Dokumanlari

 

Ama İslâmcı-milli görüşe bağlı kişiler ideoloji'den, (üstelik metafizik idealizmden) yola çıktıkları için, kapitalizm-öncesi toplumsal.-ekonomik oluşumlar ile kapitalist toplumsal-ekonomik oluşumlar arasındaki tarihsel ayrımı ve ilişkiyi, çok doğal olarak, değerlendirememekte; sanatsal-manevi kültürü ekonomik-maddi kültürden soyut ve kopuk olarak aldıklarından, kapitalizm-öncesi bir oluşumun emperyalizm aşamasındaki kapitalist oluşumlara bağımlı kılınarak uydulaştırılması sonunda ortaya çıkan temel çelişkiyi, «tarihsel eşitsizliği» görememektedirler.

 

Nasıl tarih boyunca, ta 16. yüzyıllardan bu yana, (Osmanlı Devleti'nin kendi üretim tarzına bağlı iç çelişmeleri yüzünden) toplumsal düzensizlikler ortaya çıktıkça, bunun nedeni, dinden uzaklaşmak olarak görülmüş ve sonunda (daha önce de değindiğimiz gibi) «sünni ideoloji» yoluyla toplumda baskı yaratılarak egemen kesimlerin çıkarları yönünde bu bunalım aşılmak istenmişse, yani, toplumsal-ekonomik, maddi nedenlerin yerine, «ideolojik» nedenler konmuşsa; burada da aynı biçimde davramlarak, emperyalizme uydulaşma olarak «Batılılaşma», İslâm'dan uzaklaşma olarak görülmekte, dolayısıyla, İslâmi sanat ilkelerine bağlı kalındıkça, tarihsel olarak dönüşüme uğramış sanatsal-kültürün uyumlu bir biçimde çözüme ulaştırılacağı sanılmaktadır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Sergilerden

Thumbnail image

Universiteye Hazirlik Guzel Sanatlar Egitim Kurslari

 

Kültür'ün manevi kültürle özdeşleştirilmesi ve manevi kültürün seçkinlerin kültürü olarak ele alınışı sonunda., manevi kültür alanının nasıl belirlendiği ve ne gibi özellikler taşıdığı sorunsalına gelenekçi-seçkinciler ile yenilikçi-seçkinciler (ta İmparatorluk döneminden bu yana) iki bağdaşmaz görüş getirmektedirler.

 

Doğu'cu ve Türk-İslamcı gelenekçiler manevi kültürün belirleyicisi olarak «milli ruh»u (milli duygu, düşünce ve değerler»i) görmekte; Batı'cı yenilikçiler ise «hümanist ruh»u. Bu haliyle, manevi kültür bunalımı içinde bocalayan egemen düşünce, «ruhlar çatışması» halinde sürüp gitmekte; bu «ruh döğüşü» sonunda hangisinin manevi kültüre egemen olacağı ilgiyle izlenmektedir.

 

Bu sürtüşme, manevi alanın bütünselliği söz konusu olduğundan köktenci bir özellik, yani, «ya hep ya hiç» özelliği göstermektedir; «ruh»en ya tam Doğu'lu olacağız ya da tam Batı'lı. Örneğin, (insana inanılmaz gibi geliyor ama) Prof. Dr. Sinan oğlu bu konuda şunları söylüyor: «Gençlerin Divan edebiyatı şairlerinden dizeler okumamaları, onların o evrenle-kendilerine özgür insan ve özgür vatandaş olma yoluyla herhangi bir yardımda bulunamayan o manevi evrenle bağlantıyı kesmiş olduklarını gösterir. Bu, devrimin en büyük başarılarından biridir».

 

 

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Lise Ogrencilerine Ozel Kurslar

 

Dışa bağımlı az gelişmiş kapitalist toplum tarzı içinde ister istemez kendi düşüncesini ve kültürünü yaratamamış, onun yerine «ideolojiler» ikame etmiş olan seçkinci burjuva düşüncesi, dolayısıyla, ne manevi kültür düşüncesi bunalımının altın¬dan kalkabilmekte, ne de onun uzantısında bir çatışma konusu olan «kültür emperyalizmi» olgusunun dışına çıkabilmektedir.

 

Çünkü kültür emperyalizminin temel amacı, karşısındaki toplumun yalnızca manevi kültürünü kendine bağımlı kılmak değil, ama asıl, maddi kültürünü bağımlı kılmak için kendine uygun, kendi sözünü geçirebileceği kültürel kurumlaşmalar yaratmak ve sürgit yaşamasını sağlamaktır.

 

Dolayısıyla, Batı kültür emperyalizmi için önemli olan, Türkiye'nin Batılılaşması ya da Avrupalaşması değildir; toplumsal-ekonomik temel maddi kültürün kendine bağımlı kılınmasıdır. Demek ki ne düşüncede ve teknolojide Batılılaşarak, ne de yalnızca teknolojide Batılılaşarak kültür emperyalizmine karşı koyulabilir.

 

Yayınlandığı Kategori Çocuk Sanat

Thumbnail image

Anadolu Genel Bütün Kurslar Hakkında Kısa Bilgi Veriyor

 

Bu durumda, Batı Avrupa'da sanatsal-kültürün yönlendirilmesi biçiminin altında yatan ana nedenler de açıkça ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki, birer «sanat merkezi» olarak İngiltere (Londra) ve Fransa'nın (Paris'in) «sanat ticaretinden edindikleri kârlar olağanüstüdür. İşte bizde özlenen durum da yaklaşık olarak bu, kanımızca: Gelişmiş bir kapitalizm ve onun önderliğinde yönlendirilecek olan sanatsal-kültür yaşamının devlet eliyle eşgüdüm içine konması.

 

Ne var ki, ne bizim kapitalizmimiz o denli ileri, ne de sanatsal yaşam trafiğimiz. İleri kapitalist ülkeler ile azgelişmiş ülkeler arasındaki fark gitgide açıldığına göre, ne Batı Avrupa'nın ekonomik, ne de kültürel zenginliğine bu yoldan ulaşamayacağımız bizce açık bir gerçek gibi görünüyor.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Çocuklar İçin Özel Eğitici Kurslar

 

SANATA SAHİP ÇIKMA ALANLARI

Sanata sahip çıkmayı, sanatın kendi karmaşık yapısına bağlı olarak üç ayrı alanda ele alabiliriz. Birincisi, toplumsal bir bilinç biçimi olarak sanata sahip çıkılması; ikincisi, zihinsel bir üretim biçimi olarak sanata sahip çıkılması; üçüncüsü ise, toplumsal bir kurum olarak sanata sahip çıkılması.

 

Bu üçünün birbiriyle karşılıklı bir ilinti içinde olduğu ve sonunda toplumda sanatsal-kültürel sistemi oluşturduğu çok açıktır; başka bir deyişle, sanatın ideolojik-üretimsel-işlevsel yönleri bir bütünlük içindedir. Şimdi, «Kastelli Örneği»nde bunları tek tek gözden geçirelim.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image 

Lise Ogrencilerine Ozel Kurslar

 

Çünkü bilimselliğini yitirmiş burjuva düşüncesinin varacağı en son uğrak, kendine «ütopyalar» yaratmaktır. Çökmekte olan burjuva sınıfların en belirgin özelliği olan toplumsal aldatmacalar ve ham hayaller üretme olgusu, aslında, toplumsal idealler ile toplumsal üretim tarzı arasındaki derin çelişkiden kaynaklanmakta;   kendini bilimsellikten soyutlama zorunda kalmış burjuva dünya görüşünün çöküşünü dile getirmektedir. Oysa, toplumların tarihsel gelişme yasalarıyla uygunluk içinde olan toplumsal idealleri amaçlayan sınıfların dünya görüşleri bilimseldir ve bu anlamda da karşıt sınıfların ütopik görüşleriyle tam bir karşıtlık içindedir.

 

Böyle ele aldığımızda, toplumumuzda 1950–80 yılları arasında oluşan sınıfların dünya görüşleri ile geleceğe yönelik amaçlarını değerlendirmek dek olaylaşmaktadır. Hemen çok açık bir örnek vereyim: 70 sente muhtaç bir ülkenin «büyük Türkiye» olmasına aynı zamanda olanak var mıdır? Ya da bir başka deyişle, ileri gelişmiş ülkeler ile azgelişmiş ülkeler arasındaki kalkınma uçurumu, bilimsel bir olgu olarak, gitgide derinleşirken, bu ileri kapitalist ülkelerin düzeyine erişmek, kapitalist mantıkça bile, olası mıdır?

 

Şunu hemen söyleyeyim, tarihsel gelişmeyi, yani, tarihte değişme ve dönüşümü kendi sınıfsal çıkarları uğruna yadsıyan Batı burjuva ideolojisinin yarattığı «toplumsal refah» aldatmacalarına aldanmak zorunda olan yerli burjuvazimizin her an yeni aldatmacalarla toplumun karşısına çıktığı ve çıkacağı bizce bilimsel bir olgudur.

 

Öte yandan, «Batılılaşma» ile«yoksullaşma»nın geniş kitlelerce toplumumuzda özdeş olarak görülmesi, geniş kitleleri dinsel kitlenmeye doğru ittiğinden, İslamcı ütopyaların varlığını sürdürmesine yol açmaktadır. Bu anlamda, geleceğe yönelik idealleri kapsaması gereken görüşler, örtüşük çelişkiler yüzünden geçmiş'i geleceğin ideali olarak görmeye de yol açmaktadır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

Hobi Sanat Gruplarimiz

 

Pek tabii, bütün yönleriyle ele alamadığımız, ama özünü irdelemeye çalıştığımız, maddeci bir yaklaşımla kuramsal olarak ele almaya çalıştığımız kültür sorunu çok daha geniş araştırmalara ve değerlendirmelere gereksinim göstermektedir. Ne var ki, asıl belirtmek istediğimiz özellik, kültürün öncelikle toplumsal-ekonomik yapıya, maddi üretim şekliyle olan bağıntısı; maddi ve manevi üretim arasındaki karmaşık ve karşılıklı ilişki ve kültürel gelişmenin nesnel yasallıklarıdır. Ancak bunlar doğru olarak belirlenebildiğinde günümüzün temel kültürel sorunu da doğru olarak değerlendirilebilecektir.

 

Bu nedenle, ülkemizde de yaşanan kültür bunalımını açıklamaya çalışırken, bunu, örneğin «batı-doğu kültür farklılaşması» gibisine değil, yine örneğin, kapitalizm öncesi toplumsal ekonomik oluşumlar ile kapitalist toplumsal-ekonomik oluşumların karşılıklı etkileşmesinin belirleyiciliğinde yapmamız gerektiği kanısındayız. Yine, ulusal kültür kavramından söz açarken, mutlaka kendi maddi üretimimizi ele alarak, bunu, kültür emperyalizmi gerçeği ile karşılıklı ilişkiler içinde olduğu kadar, kendi özgün özellikleri içinde ve yine kendi toplumsal farklılaşmaları içinde ele almamız gerekir.

 

Giderek, ülkemizde bir kitle kültüründen söz ediyor Çünkü bunu yine maddi ve manevi üretim şeklimiz ve bunlar arasındaki ilişkilerle açıklama yoluna gitmemiz; eğer, sözgelişi, bir «lumpen-kültür»den söz ediliyorsa, bunu, yukarda açıkladığımız şekliyle, kitle kültürü ve kültürsüzleştirme bağlamı içinde görmemiz; toplumsal ilişkiler bütünüyle olduğu kadar, kültürel değer ve değer yönlendirmeleriyle birlikte sistemsel bütünlük içinde açıklamamız gerekir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

Fotografcilik Kursları

 

Burjuvazinin kendi toplumsal-manevi, fikirsel-değersel bunalımının bir anlatımı olan şüphecilik, akıl dışıcılık ve kötümserlik kitlelere aşılanırken, toplumsal bozukluk ve kötülükler yaşamın gereği bir doğallık olarak ortaya konarak, kitlelerin bilinçli fikirsel etkinlikten uzaklaştırılmalarına, sahte-gerçeklikler, sahte-değerler içinde yaşamalarına, «sessiz bir çoğunluk» oluşturmalarına, giderek, ilerici kültür hareketleri de varsa, onların da bu «kültür endüstrisi» içine katılarak sonuçta etkisizleştirilmesine, mistikleştirilmesine çalışılır. Sonuçta, hiç kuşkusuz, bütün bunlar, kültür bunalımının aşılmasına değil, tam tersine kültür bunalımının derinleşmesine, «kültür yozlaşmasına, «kültür çöküşü»ne yol acar.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

8 Sınıflar İçin Özel Eğitici Kurslar

 

 

MADDİ KÜLTÜR VE MANEVİ KÜLTÜR

Başında felsefî özelliklerini açıklarken gördüğümüz gibi, idealist kültür anlayışının başlıca bir açmazı, kültürü «manevi kültür» alanı içinde görmesi ve onu maddi kültürden koparıp ayırmasıdır. Böyle bir ayırım, maddi kültürün «uygarlık», manevi kültürün ise «kültür» olarak ele alınmasına yol açmış; maddi ve teknik ilerlemeler uygarlık olarak değerlendirilirken, kültür, yalnızca manevi kültür (dinsel, sanatsal, vs. kültür) sınırları içinde tutulmuştur.

 

Bunun özünde yatan neden şöyle açıklanabilir: «Uygarlığın temeli bir kesimin bir başka kesim tarafından sömürülmesine dayandığı için, uygarlığın bütün gelişmesi sürekli bir çelişme içinde var olagelmiştir. Üretimindeki her ilerleme, aynı zamanda, ezilen kesimlerin, yani, büyük çoğunluğun durumunda bir gerileme olmuştur.»

 

Bir başka deyişle, kapitalist toplum maddi üretimde ilerleme gösterdikçe, kitlelerin bu üretim zenginliklerinden yararlanamaması sonucu bir gerileme göstermiş; maddi üretim zenginliklerinin gerçek üreticisi olan "geniş emekçi kitleler bu zenginlikleri ellerinde bulunduranların baskısı altında kendilerini manen geliştirebilme olanağını bulamamışlardır.

İşte aslında, toplumsal maddi-teknik ilerlemenin değil, ama kapitalist üretim tarzının sonuçlarından ötürü ortaya çıkan bu çelişme «uygarlık» ve «kültür» kavramlarının ayrılığında kendi yansımasını bulmuş, geniş üretici kitleler ile kapitalist üretim ilişkileri arasındaki kültürce çelişmenin «kapitalizmdeki kültür krizi»nin bir anlatımı olmuştur. («Manevi kültürü», burada «seçkinler kültürü»nü kendine maleden egemen sınıfların geniş kitlelere, yani, kültürden yoksun bıraktığı kitlelere nasıl «kitle kültürü»nü dayattığı olgusunun nedeni burada yine bir başka şekilde ortaya çıkmaktadır.)

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üniversiteye Hazırlık
Sayfa 1 / 4