Skip to main content

Uzun bir tartışma her iki tarafında haksız olduğunun delilidir. Voltaire

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Heykeltıraş

Thumbnail image

8 Sınıflar İçin Özel Eğitici Kurslar

 

Türkiye'de düşünce ve kültür yasanımın bugün de derin bir bunalım içinde olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu bunalım, günümüze özgü özellikler taşımakla birlikte, aslında, yüzyıllardan bu yana süregelmektedir.

 

Bu bunalımın derin toplumsal ve tarihsel nedenleri açıkça ortaya konmuş olduğu halele, çözümü bir türlü gerçekleştirilememekte, dolayısıyla, süreğen bir özellik göstermektedir.

 

Bunun başlıca neden!, gösterilen' çözümlerin aslında çözümsüzlük olması, bunalımı aşacağı yerde onu yeniden derinleştirmesidir. Kısaca saptamak gerekirse, bu bunalım, maddi kültür ile manevi kültür arasındaki çelişki ve uyumsuzluktan kaynaklanmakta, sonuçta, «ulusal kültür bunalımı» olarak kendini ortaya koymaktadır.

 

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Kursumuzdaki Sanat Dokumanlari

 

Egemen seçkinci burjuva düşüncesindeki çekişme günümüzde dil konusunda doruğuna ulaşmaktadır; çünkü dil alanında, ister istemez, soyutluktan kurtulup, somut düzleme girmektedir. Yalnız, hemen belirtelim, öbür konularda olduğu gibi burada da, sözünü ettiğimiz iki eğilim, dıştan birbirine ne denli karşıt gibi gözüküyorsa da, 'aslında, özünde yine birleşmektedir.

 

Çünkü iki eğilim de hem dili kültürün belirleyicisi olarak görmekte; hem de biçimsellik sonucu, dili kendi içeriğinden, yani, düşünceden soyutlayarak ele almakta, böylece dili «ideolojik» kata yükseltip, ideolojik çekişmeyi orda sürdürmektedir.

 

Dolayısıyla, dil sorunu, temel bir kültür sorunu olarak görüldüğü kadar, bunun sonucu, bir «ideoloji» sorunu olarak da görülmektedir. Bu nedenle Osmanlıca - («yaşayan Türkçe») öztürkçe çekişmesi görünümü ardında asıl bu ideolojilerin çekişmesi, «resmi düşünce» mücadelesi yatmaktadır.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Hobi Sanat Egitici Kurslar

 

İdealist düşünce ile maddeci düşünceyi kendinde eritip aşarak, olaylara böylesine 'yansızlık' içinde bakış, hiç kuşkusuz, yapısalcıları da sonunda, öbürleri gibi, kültürü dile indirgemeye götürecektir. Bir farkla ki, burada dil, filolojik değil ama linguistik-semiotik düzlemde ele alınmaktadır.

 

Başka bir deyişle, sonunda, Batı'cı-Doğu'cu kültür çatışması yaratacak biçimde filolojik düzlemde değil, ama yapıyı gösterecek linguistik-semiotik düzlemde. Böylece Batı'cılıktan «rücu» görünümü içinde Doğu'cuların karşısına bilimsel, «yansız» bir dil anlayışı çıkarılmış olmaktadır.

 

Görüldüğü gibi, nasıl eski pozitivizm bilimin temeline sosyolojiyi oturtuyorsa, yeni pozitivizm de linguistiği oturtmaya çalışmaktadır. Ne var ki yapısalcılığın burjuva düşüncesindeki bunalımın imdadına koşması, temel sonucu değiştirmemektedir hiç kuşkusuz; çünkü o da öbür seçkinci egemen düşünceler gibi, sonunda, dili düşünceden ve gerçeklik bilgisinden ayırmakta, «deideoloji» ideolojisi olarak kendini ortaya koymaktadır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Hobi Kurslari

 

Günümüzün burjuva düşüncesine hangi eğilimin egemen olacağı sorusu hiç kuşkusuz kültür politikasının hangi düşünce eğilimine göre belirleneceği sorusuyla yakından ilintilidir.

 

Bu yüzden «resmi düşünce mücadelesi», sonunda «resmi kültür politikası mücadelesi»   biçimini alarak güncellik kazanmış bulunmaktadır.   Sanatın,   felsefenin,   manevi kültür alanlarının siyasallığın dışında kalmasını şiddetle savunan çevreler her nedense kültür siyasasına sahip çıkma mücadelesi içindedirler.

 

Nadir Nadi'nin «Ben Atatürkçü Değilim» ifadesinde en açık anlatımını kazanan bu çatışma, yakın zamanlarda düzenlenen «1. Milli Kültür Şurası»nda en belirgin biçimiyle ortaya çıkmıştır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Çocuklar İçin Ozel Kurslar

 

İnsan figürü çizmesi en zor ama en zevkli öznedir; hiçbir sanatçı bu özneyi çizmeye doymaz. Bunu nasıl yapabileceğinizi öğrenmek istiyorsanız canlı modelden çizim sınıflarına katılmalısınız. Bununla birlikte, kendi başınıza çalışıyorsanız, disiplin ve her detayın gözlemlenmesi uzun zaman alacaktır.

 

İşe başlamanın en iyi yolu insanları dikkatli bir şekilde gözlemlemektir: yürüme, oturma ve ayakta durma şekilleri, farklı ışık altında ve farklı açılardan nasıl göründükleri önemlidir. İnsan figürünü resmeden usta sanatçılar bütün yaşamları boyunca insan formunu etüt etmiş olmalarına karşın yine de bütün formları inceleyememiştir; dolayısıyla elinizde bol malzeme olacak!

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Çocuklar İçin Eğitici Kurslar

 

Önceki adımda yapmış olduğunuz gibi, burada gördüğünüz açıları basitleştirmeye çalışın. İleride bu portrelerin hepsini tam olarak yapma şansınız olacak.

 

1. Dörtte üç büyüklükte görünüm çene açısını ve başın arka kısmını vurgular. İzleyenden uzakta olan göz burun kemeri tarafından kısmen kapatılmış ve yüzün kenarına doğru eğimli gibi görünüyor.

 

2.Burada çocuk aşağı baktığı ve çocuğun çenesi kapalı olduğu için gözler başın çevresinin eğimini kazanıyor. Yüzündeki organlar net ve basit, kendi yaşına son derece uygun (yaklaşık 8 yaşında).

 

3.Gözlerin baş çevresinin eğimini kazanması etkisi burada da açıkça görülüyor; ağız da aynı nedenle eğimli: başın geriye doğru yaslanmış olması bu etkiyi yaratıyor. Burun yüzden yukarı doğru bir çıkıntı yapmış gibi duruyor. Çene altındaki bölge büyük göründüğü için boynun şekli değişiyor.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Sergilerden

Thumbnail image

Hobi Sanat Egitici Kurslar

 

Göstergebilimci ve filozof Roland Barthez’in sıklıkla üzerinde durduğu anlatı olgusu, bir çağdaş sanat yapıtının katmanlarını analiz etmede önemli teoriler ve hipotezler ortaya atmıştır. Sanat eserinin bünyesinde barındırdığı simgeler, nesneler, formlar artık göstergeler dünyasının birer nesneleridir ve bu nesnelerin kişisel bir geçmişi, anlatısı mevcuttur.

 

Bu anlatı, sanat nesnesi üzerinde estetikleştirilir ve yapıtın anlamsal estetiğine nüfuz eder. Çizgi ve desenin herhangi bir sanat nesnesinde Plastiksel olarak üstlendiği görevlerden en önemlisi imgeleri görselleştirme, nesneleştirme ve kavramsal olarak estetikleştirme üzerinedir. Aklın estetikleştirilmesi görüşü, kuşkusuz Hegel’ kadar uzanan bir felsefeyi gündeme getirir.

 

Ancak sanatın estetikleştirme ereği, felsefeden farklı olan bir dönüşüme işaret eder. Eagleton, estetiğin ideolojisi adlı kitabında sözünü ettiğimiz nesneleştirmeyi sanatın gerçekle uğraşması üzerinden çözümler.

 

Çünkü kendisinin de vurguladığı üzere, felsefe, nesneleştirmeye tinsellik üzerinden yaklaşırken, sanat, nesneleştirmeye gerçek üzerinden yaklaşmayı amaç edinir.

 

2 Gerçek olan olgularla sembolik ilişkiyi kuran ilk sanatsal plastik öğeler, çizgi ve desen, aşina olmadığımız bir gerçeği sanat üzerinden biçimlemektedir. Çünkü bu temel pratikler olmadan Sayın’ın da belirttiği gibi, hayal gücünü aşan, temsil ilişkilerini öteleyen ve göze geldiği an görünürlüğünü gizleyen bir imge nasıl üretilebilir?

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

Lise-9-10-11 Siniflarina Guzel Sanatlar Fakulteleri Icin Egitim Kurslar

 

Demek, edebiyat ve sanat olgularının değerlendirilmesinde, soyut biçimcilikten olduğu kadar, yarı-bilimsel pozitivizm'den de kaçınmak, soyut biçimde yapısallaştırılmış metin'den değil, toplumsal-tarihsel bağlam'dan yola çıkılarak bilimsel araştırmalar yapmak gerekmektedir; ancak bu yolla, yazınsal, sanatsal, en sonunda, estetiksel olan ile toplumsal-tarihsel, genel işlevsel olan arasında karşılıklı bir ilişki kurulabilecektir.

 

Bu durumda, şu sorular ortaya çıkmaktadır: Özel bilim alanlarındaki deneyimlerden ve sonuçlamalardan, söz gelişi, edebiyat yapıtlarının incelenişinde doğru yönde nasıl yararlanılacaktır? Edebiyat ve sanat bilimi yöntemi bu özel bilimlerden soyutçuluğa ve ampirikçiliğe düşmeden neleri almalıdır kendine?

 

Felsefi temellere dayanan genel yöntembilim ile tikel bilimlerin özel yöntemleri arasında nasıl bir bağ kurulacaktır? Maddeci tarihsel yöntem, üretken, yapıca işlevsel bir yöntemle nasıl geliştirilebilir?

 

Yazınsal yansılama ve imgelendirmede estetiksel olanın özgüllüğü yöntemce nasıl belirlenecektir? Dünyayı özümlemenin bir biçimi olan, anasonu olarak kendine toplumsal insanı alan edebiyatta temel yaratımsal kategori olarak sanatsal imgenin işlevi nedir?

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Sergilerden

Thumbnail image

Çocuklar İçin Özel Eğitici Kurslar

 

«Arı sanata» ulaşabilmek için her türlü «izm»in yasaklandığı resim sanatında ise başlıca özellik, sınaî-öncesi teknik anlatımla verilen, başlıcalıkla da «savaş»ı kendine ana tema edinen Nazi anti-realizmi idi. Düşünsel «feodal» bir üslup yanısıra, pedantik bir natüralizm; akıldışıcı, tarih-üstü ve tarih-dışı temalar içine konmuş, Nazi sisteminin «maskeleri» olarak insan çizimleri, Nazi resminin temel özelliklerindendi.

 

Tartışılmaz bir yaşam ilkesi olarak savaş, Nazi resminin özünü oluşturmaktaydı; savaşçılar, gerçek kahramanlar olarak çizilirken, köylü ve İşçiler onun buyruğunda, alt sıradan insanlar olarak veriliyor; köylü, tanrısal bir görevi yerine getirmekle, yani, «ekmek üretmekle doğuştan yükümlü biri olarak, değişmez varoluşsal konumu içinde verilirken, işçi de kendi gerçek konumunun tümüyle çelişme içinde, yani, uyumlu ve huzurlu bir biçimde çalışırken veriliyordu.

 

Kendi maddi gerçekliğini hiçbir anıyla anımsatmaması için tam anlamıyla yüceltiyor, estetik eştiriliyordu; tümüyle töresel, şeyleştirilmiş ilişkiler içinde, «çelişkisizliğin estetiğini oluşturuyordu Nazi resmi.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Hobi Sanat Eğlenceler ve Kutlamalar

Thumbnail image

Universiteye Hazirlik Guzel Sanatlar Egitim Kurslari

 

Birinci Dünya Savaşı’nda Türk kadını, eskiden beri kendisini çember içine almış yapay her toplum yasasını yararak kendine düşen görevi fazlası ile yerine getirir. 1919–1923 Türk Kurtuluş Savaşı’nda ise bizzat cephede savaşa katılır. Cumhuriyet’in kurulması ile kadın hakları Tazminat’taki gibi sosyal reformların önemli bir bölümü olarak ele alınır.

 

(Doğramacı, 1989: 11) Kadınların haklarını savunan ve bilinçlenmesini sağlayan pek çok yayın da çıkarılmıştır. Mehasin (1908), Kadın Bahçesi ve Kadın Dünyası (1912), Kadın Duygusu, Kadın Âlemi ve Kadınlık (1913), Kadın Hayatı (1918) kadın sesini duyuran etkili yayınlar olmuştur.(Doğramacı, 1989: 135) 1800’lerin sonu ile 1900’erin başında yetişen kadın sanatçılarımız yabancı dil bilen, yurt dışından gelen eğitmenlerden ders almış, ilerici kadınlardır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Çocuk Sanat
Sayfa 1 / 3