Skip to main content

Uzun bir tartışma her iki tarafında haksız olduğunun delilidir. Voltaire

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Ebru Kurs

Thumbnail image

Kursumuzdaki Sanat Dokumanlari

 

Ne var ki, bu olgulara 'baktığımızda, yazımızın içinde de yer yer değindiğimiz gibi, ülkemizde sanatsal: kültürün bu yolla gelişemeyeceği açıktır. Çünkü:

1— Avrupa örneğinde görüldüğü gibi, sanatsal-kültürel etkinliklerin yürütülmesine eşlik eden: a) Demokratiklik, b) Siyasal özgürlük, c) Çoğulculuk bizde henüz gerçekleşememiştir.

2— Gerek Avrupa, gerek ABD'de sanatsal-kültürel etkinlikleri sırtlayan büyük kuruluşların gücü, ülkemizdeki büyük kuruluşlarda olmadığı bir yana, kendileri zar zor ayakta durabilmektedirler.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Fotoğraf Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

YGS Universiye Hazirlik Sanat Egitim Kurslari

 

Özellikle Batı Avrupa ülkelerinin sanatsal kültür yaşamlarında insanı imrendirecek şu özelliklerle karşılaşıyoruz: 1) Demokratiklik; 2) Siyasal özgürlük; 3) Çoğulculuk. Sözgelişi, İngiltere Kültür Bakanı şöyle diyor:

 

«Siyasal gerekçelerle sanata hiçbir kısıtlama getirilemez... Sanat Kurulu tamamen siyaset dışı bir kuruluştur. Siyasal düşüncelerle atanmamıştır... Çok farklı siyasal inançları olan bakanlar bu geleneği sürdürebilmişlerdir.» (10) Fransız Kültür Bakanın sözleri ise şöyle: «10 Mayıs seçimlerinin sonuçlarını işçi sınıfına borçluyuz, bugüne dek sanatsal etkinliklerden en uzak bırakılmış sınıfa...

 

Tek model yok! Her tür sanata yollar açık: Herkese seçim hakkı! Herkese yaratma hakkı!... Her modern devlet, merkeziyetçiliğin açtığı yaraları sarmak. Zorundadır.»

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Fotoğraf Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

Peyjaj Mimarlıği Icin Ozel Dersler

 

 Hiç kuşkusuz, büyük kuruluşlar bu alandaki yerlerini almışlardır, ama bu etkinlikleri üstlenişleri henüz «resmîlik» kazanmadığı gibi, daha önce de sözünü ettiğimiz üzere, kanımızca, devletin eşgüdümcü-yönlendirici rolüne de son derece ihtiyacı vardır. Bu nedenlerdendir ki, kamuoyumuzda da sanatsal kültürün nasıl yönlendirileceği ya da yönlendirilmesi gerektiği üstüne ciddî görüş alışverişi ortaya çıkmış bulunmaktadır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Ebru Sanat Öğrencilerin Yaptıkları

Thumbnail image

Payjaj Mimarligi Kurslari

 

 

Bunun en son somut bir örneği. Kültür Bakanlığı'nın yine kaldırılarak, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'na bağlanışı; daha doğrusu, tümüyle büyük sermaye kuruluşlarının etkinliği alanma devredilmeden bir «yed'i emine tevdi edilerek», sözünü ettiğimiz «geçiş dönemi» içinde yerinin belirlenmesidir.

İşte bu «geçiş dönemi» sürecinde, kanımızca, sanatsal kültürün yönlendirilmesi boşluğu ve dolayısıyla bir sanatsal kültür bunalımı doğmuştur.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Ebru Sanat Öğrencilerin Yaptıkları

Thumbnail image

Lise Ogrencilerine Ozel Kurslar

 

SANATSAL KÜLTÜRÜN YÖNLENDİRİLMESİ SORUNU

Hiç kuşkusuz, toplumca bir «geçiş dönemini yaşamaktayız; buna, «3. Cumhuriyet'e Geçiş» de diyebiliriz. Yeni ekonomik belirlenmenin uzantısında yeni bir üstyapısal düzene geçişi gösteren bu dönem, bizce toplumumuzun kendi tarihsel gelişim süreci içindeki bir dönüşüm noktasını oluşturmaktadır. Şöyle ki, nasıl 1. Cumhuriyet kendi ekonomik dayanaklarını

 

1. İzmir İktisat Kongresi'nden alarak, ekonomi politikasını ülkemizde kapitalizmi geliştirmeye yönelik bir devletçiliğe bağlamışsa; gelecek günlerde var olacağını sandığımız 3. Cumhuriyet de kendi ekonomik dayanaklarını 24 Ocak kararları ile 2. İzmir İktisat Kongresi'nden alarak, ekonomi politikasını liberalizme bağlamış görünmektedir.

 

Ne var ki, «rüştünü ispatlama»ya çalışan ülkemiz kapitalizmi, (burada Steinbeck'in Leny tipini anımsayalım) büyümüş ama gelişmemiş olduğu için, devletin eşgüdümcü-yönlendirici rolüne (yani, büyük sermaye, sınaî, malî ve ticarî kuruluşlar arasında çıkar uyumunun düzenlenmesine) ihtiyaç duyacaktır. Ama kesin bir gerçek varsa, o da bu «geçiş dönemi»nde kapitalizmin devletçilikten göbek bağını iyiden iyiye kopararak özerkleştiğidir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Ebru Sanat Öğrencilerin Yaptıkları

Thumbnail image

Kursda Ogretilen Teknikler

 

Bu arada, «duygusal bir adam olarak şiir bile yazan» Kastelli'nin sanata olan yakınlığının, sanatın kendi yaşamına etkisi ve yol göstericiliğinin aslında Gorki'den kaynaklandığını da öğreniyoruz: «Dedim ya,» diyor Kastelli, «Gorki'nin 'Ekmeğimi Kazanırken' eserinin çok tesiri altında kalmışımdır. Çok hareketli oluşum, geçinmek için ekmek parası peşinde koşmam, kazandıkça kazanma hırsımı kamçıladı, yenilik ihtiyacı hissettim, Borsa Acentası olarak çalışmaya başladım.» 

 

Gor ki'den esinlenen Kastelli, bu eylemini ve konumunu da şöyle açıklıyor: «Ben aracıyım. Komisyon alıyorum. Yani ben Lüks Nermin'im. Zampara (yani, bankalar - A.Ç.) ile orospu (yani, halk, tasarruf sahipleri A.Ç.) birleşiyor (yani bankalar halkın ırzına geçiyor A.Ç.). Ben parsayı alıyorum.»

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Fotoğraf Kurs Ortamı Fotoğrafları

Thumbnail image

Hobi Sanat Gruplarimiz

 

Hiç kuşkusuz, Kastelli Kültür ve Sanat Vakfı'nın kurulmuş olması, bizlere ülkemizin sanatsal gelişmesi içinde, ne «Kastelli tipi» bir sanatın, «Art Kastelli»nin var olacağını; ne de Kastelli şiirleri, oyunları, resimleri, filmleri yaratılacağını gösterir. Gösterdiği tek olgu, sanatsal yaşamımıza artık bankerlerin de sahip çıkmaya başlamış olduğudur.

 

Bankerlerin sanatsal yaşam içindeki etkinlikleri ise, kapitalizmin toplumsal yaşamımızdaki etkisi dışında düşünülemez. Böylesine bir etki ise yine ülkemizde kapitalistçe ilişkilerin azgelişmişliği ve karmaşıklığıyla doğru orantı içinde olacak; yani, toplumsal ilişkilerin genel karakterine ve yapısına bağlı kalacaktır.

 

Çünkü bugün, bir yanda, «lumpen-kültür» ve «korsan kültür»; öte yanda, seçkinci akademikçi ve resmî bir kültür-sanat karmaşası içinde bulunmaktayız. Bütün bunların geniş halk kesimlerinin gerçek sanatsal çıkarları ve etkinlikleriyle ne denli bağdaşacağı oldukça çelişkin gözükmektedir.

 

O halde, bütün bu karmaşık ilişkiler içinde, egemen bir kesim olarak bankerliğin sanatsal yaşama sahip çıkma olgusu karşısında şu soruları gündeme getirebiliriz: 1) Böylesine sanatsal etkinliklerin geniş halk kesimlerinin çıkarlarına ve gerçek sanatsal gereksinimlerine ne denli cevap vereceği, 2) Bu gibi etkinlikler karşısında ne gibi seçeneklerin oluşturulabileceği.

 

Unutulmamalıdır ki, aslında gerçekliğin bir yansıması olan sanata sahip çıkmak, gerçekliğe, dolayısıyla, onu var eden yaşam mücadelesine sahip çıkmak demektir. Ancak bu yönde karşı seçenekler oluşturulabilir; başka bir deyişle, hem bir toplumsal bilinç biçimi, hem bir zihinsel üretim biçimi, hem de bir toplumsal kurum olarak sanata sahip çıkmanın yolu, sanatı, yaşamsal mücadelenin bir şekli olarak ele almaya bağlıdır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Ebru Sanat Öğrencilerin Yaptıkları

Thumbnail image

YGS Universiye Hazirlik Sanat Egitim Kurslari

 

Sanatsal yaşama devletçiliğin aşınması aşamasında ilk sahip çıkan toplumsal-ekonomik kesimse küçük işletmecilik olmuştur. Küçük dükkân sahipliği şeklinde tanımlayabileceğimiz bu toplumsal kesim, (örneğin, özel tiyatrolar, sanat galerileri ve yayıncılık yoluyla) sanatsal yaşama yön vermeye ve kendi egemenliği altına almaya çalışmış, bunu da ancak çok güç ekonomik koşullar altında gerçekleştirebilmiştir.

 

Ne var ki, gittikçe keskinleşen toplumsal-ekonomik çelişkiler, bu küçük dükkân sahipliğini de gitgide sanatsal yaşamdan el çekmeye doğru götürmeye başlamıştır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Ebru Sanat Öğrencilerin Yaptıkları

Thumbnail image

Lise-9-10-11 Siniflarina Guzel Sanatlar Fakulteleri Icin Egitim Kurslar

 

— 1950–1980 yılları arasında ülkemizde oluşan yeni sınıf ve tabakaların dünya görüşlerini, geleceğe yönelik amaçlarını ve bunun düşün-sanat yaşamına yansımasını sosyo-politik bir ütopya olarak niteleme olanağı var mıdır? Sanat-edebiyat-kültür ürünlerinin hayalî düzeyde kaldığı söylenebilir mi?

 

— Ütopya, gerçekleşme olasılığı olmayan toplum düşleri; bilimsellik-dışı toplumsal-siyasal ham hayaller, yanılsama ve aldatmacalardır. Bu nedenle en önce şu olguyu saptamamız gerekir: Hiçbir sınıfın dünya görüşü, geleceğe yönelik toplumsal amacı aslında ütopik değildir; çünkü her sınıf kendi ideallerini toplumda gerçekleştirmeye çalışır.

 

Ne var ki, sınıflı toplumlarda bu idealler ve amaçlar, her sınıfın kendi çıkarları ve ideolojisi doğrultusunda farklı nitelikler ve özellikler gösterdiği gibi; ideoloji alanında yer alan düşün ve sanat yapıtlarında da bu sınıfların geleceğe yönelik amaç ve görüşleri ister istemez yansımasını bulur.

 

Ama ancak sınıfların geleceğe yönelik amaç ve dünya görüşleri ile toplumun genel gelişme yasaları arasında bir uygunluk varsa, bunlar somut idealler olarak varlıklarını kazanırlar. Belli bir sınıfın dünya görüşü ve idealleri ve çıkarları ile tüm toplumun genel çıkarları çelişkiye düştüğünde, bu idealler toplumsal pratik içindeki değerlerini, varlık nedenlerini yitirerek «ütopya» halini alır; yani, bir toplumsal aldatmaca ve yanılsama olarak öbür sınıflara dayatılmak istenir.

 

Nitekim tüm dünya tarihine baktığımızda sınıflı toplumlarda bunun böyle olduğunu görürüz. Hele burjuvazinin tarihi bunun en tam anlatımıdır. Burjuvazinin tarihinin en başında ve en sonunda «ütopya»cı sanatsal ve düşünsel yapıtların yer alması bunun en somut kanıtıdır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Ebru Sanat Öğrencilerin Yaptıkları

Thumbnail image

Hobi Sanat Egitici Kurslar

 

—Türk toplumunda 1923 dönüşümü özellikle dil ve tarih açısından yenilikler getirmiştir. Kimi çevrelerce geçmişin yadsınması olarak yorumlanan bu dönüşümler sonucu eski kültür kaynaklarıyla bağlarımızın koptuğu savı ileri sürülmektedir. Bu kanıyı paylaşıyor musunuz?

 

—Sorunuz çok yönlü bir bakışı gerektiriyor. Önce şunu söyleyeyim, «1923 dönüşümleri» olarak adlandırdığınız yenileşme etkinlikleri, hiç kuşkusuz, yeni kurulan bir devlete ulusal kimliğini kazandırma yolunda girişilmiş etkinlikler olup, dil ve tarih alanındakiler bunların kültürle bağlantılı en önemlilerin-dendir.

 

Bu arada, çok-uluslu Osmanlı Devleti'ne karşı tek-uluslu bir devlet kurma girişimlerinde, yeni bir dil, tarih ve kültür anlayışının yerleştirmeye çalışılacağı da çok doğaldır. Hele dil konusunda, bir kast dili olan Osmanlıca yerine, halkın dili olan Türkçenin benimsenmesi ilk bakışta çok olumlu bir etkinliktir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Kurs Ortamı Fotoğrafları
Sayfa 1 / 4