Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Sergi Davetiyeleri
Lise-9-10-11 Siniflarina Guzel Sanatlar Fakulteleri Icin Egitim Kurslar
Seramiğin ana malzemesi, su geçirmez killi toprak, balçık ya da çamurdur. Rahatlıkla her yerde bulunabilen ve kolayca şekillendirilebilen bu basit ve iddiasız malzeme, uygarlığın erken dönemlerinde insanoğlunun şekillendirdiği hemen hemen tek plastik malzeme olmuştur.
Temel bileşenleri çok yalın olmakla birlikte, zamanla daha karmaşık malzeme ve yöntemlerin kullanıma girmesi, seramik üretiminin ve sanatının imkânlarını heyecan verici boyutlara taşımıştır.
Hobi Sanata Gonul Verenler
Bütün bu yukarda sözünü ettiğimiz özellikler, geleneksel sanatlarımızda estetiksel ilkeler olarak görülmekle birlikte bunun bir İslâm dünya görüşü belirleyiciliğinde var olduğunu söylemek oldukça zordur.
Öncelikle de, yukarda da değindiğimiz gibi, söz gelişi, minyatür gibi bir sanatın İslâm'dan önce de varoluşu bize dünyanın İslâmi algılanışı ile sanatsal algılanışının birbiriyle özdeş olmadığını gösterir en azından.
Bu özellikler, hiç kuşkusuz, İslâm sanatı özellikleri ile çakışabilir, iç içe geçebilir, ama bütünlükle onun bir sonucu değildir. Nitekim perspektifsiz, iki boyutlu, göstermeci, tasvirsel sanata yalnız bizim geleneksel sanatımızda, ya da «İslâm estetiğinde rastlanmaz.
Çocuklar İçin Eğitici Kurslar
Nitekim bu aynı durum, karşıt görüş için de bütünlükle geçerlidir; çünkü Batı'cı ve yenilikçi, hümanist ya da yeni-pozitivist yapısalcı görüşler de status guo'nun özüne ilişkin bir değişiklik öngörmemekte, tam tersine, kitle kültürünü toplumda 'yapılaştırmaya bakmakta; 'modernist' bir kültür anlayışı doğrultusunda bir 'saptama' getirebilmektedirler ancak.
Toplumcu eleştiriyi eleştirmek gibi ince bir zevke sahip olan bu görüşün «bilimsellik» ve «çağdaşlık» adı altında, «kitle kültürünün modernizasyonuna girişeceği açık bir gerçektir.
Hobi Sanat Egitici Kurslar
Ülkemizde son yıllarda «milli kültür ve sanat» anlayışı biçiminde dile getirilen görüşler, bilindiği gibi, kendi içinde üç ana yönelimi içermekte; İslamcılık, Türkçülük ve Osmanlıcılıktan oluşan bir «milli sentez» kimliği içinde ortaya konmak istenmektedir.
Bu «milli sentez», kendi bileşken yönelimleri arasındaki iç çelişkiler yüzünden bağdaşık bir bütünlük göstermemekle birlikte, uzlaşımsal bir özellik taşımakta; bu arada, (belki de dünyadaki gelişmeler dolayısıyla) birleştirici öğe olarak İslamcı yönelimin ağır bastığı görülmektedir. Dahası, «İslâm'ın Yeniden Doğuşu» kavramı oldukça önem kazanmış bulunmaktadır.
Nedenlerine daha ileride değineceğimiz bu olgu, sanatla ilintisi içinde şöyle ortaya konmaktadır: «Türkiye'de İslâmiyet etrafında çok ciddi bir ilgi uyandığı görülmektedir.
Türkiye'de çok defa resmî yollardan yapılan bütün engelleyici teşebbüslere rağmen İslâm'ı ilim bakımından inceleyebilecek ve bir fikir hareketi yaratabilecek kadroların yavaş yavaş yetiştiğine şahit olmaktayız, İslâm’ı bütün benlikleriyle kavrayarak isteyen, bu yolda duygusal hazırlıkları bulunan sanatçı grupları vardır.
Anadolu Güzel Sanatlardaki Tüm Kurslar
Kültürün oluşmasında toplumsal-tarihsel pratiğin oynadığı rolün küçümsenmesine, kültürün nesnel özelliğinin yadsınmasına ve tarihsel bakış açısından kaçınılmasına dayanan bu tür görüşlerin aslında «egemen kültür ideolojisini oluşturduğu, dolayısıyla kendileri «bunalım» içinde olduğundan, kültürel yaşamdaki bunalıma bir çözüm getiremeyecekleri açıktır.
Bir başka yazımızda geniş bir biçimde ele aldığımız bu konuyu burada yeniden ele alacak değiliz; vurgulamak istediğimiz olgu, dışa bağımlı az gelişmiş ekonomik ve ideolojik status guo'nun temel amacının yine kendisi olduğu, dolayısıyla, kitle kültürünü ancak daha da çarpıklaştırarak derinleştireceği, kurumsallaştıracağı, toplumsal yaşamın temel kültür biçimi halinde pekiştireceğidir.
Kursda Ogretilen Teknikler
Önceki adımlarda gördüğünüz bazı örneklerde incelemiş olduğunuz gibi, baş üstten veya alttan görüldüğünde ağız ve göz çizgileri yatay istikamette başın şeklinin eğimini alır. Aşağıdan bakıldığında dış köşelerde aşağı doğru eğim kazanırlar. Yukarıdan bakıldığında köşelerde yukarı doğru eğim kazanırlar.
Alın yukarıdan bakıldığında iyice görünmez olur; burnun altındaki alan ve çene ise alna oranla çok daha büyük görünür. Burun, aşağıdan bakıldığında, yüze dik açılı bir üçgen gibi görünür, burun delikleri gayet net durumdadır ve genellikle gözlerden birini kısmen kapatır. Çene ve üst dudak, yukarıdan bakıldığında, neredeyse görülmez olur; burun ve alın ise daha uzun gibi görünür.
Hobi Sanata Gonul Verenler
1883’de Sanayi-i Nefise’nin eğitime başlaması ile sanatın gelişimi ivme kazanmıştır. 1916’da başlayan Galatasaray Sergileri bu ortamın ürünüdür. Son Osmanlı halifesi Abdülmecit Efendi de (1868-1944) resim sanatına ilgi duymuştur.
Kendisi resim cemiyeti başkanlığı ve ressamlık yapmıştır. 1913 yılında tedrisat kanunu çıkarılır ve yurt çapında kız rüştiyeleri açılır. 1914 yılında darülfünuna (üniversiteye) kız öğrenci alınmaya başlanır. 1926’da şeriatın kaldırılmasıyla kabul edilen medeni kanun ile kadın erkek arasındaki eşitsizlik giderilir. Kadınlara; 1930 yılında belediye seçimlerinde seçme, 1935’de genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı verilir.
- Sergi Salonları
- Sergiler Ve Çizim Dershaneleri
- Sergi Günleri
- Sergiler Ve Etkinlikler
- Sergi Haberleri Geldi
- Sergi Haberleri
- Sergilerden İnsan Manzaraları
- Sergi Etkinliklerimiz
- Sergi Hazırlıkları
- Sergi Panoları
- Sergi Rehberi
- Sergi Salonu Tasarımı
- Sergi Malzemeleri
- Sergi Nasıl Hazırlanır
- Sergi Davetiyeleri
Ebru Kursları
O yüzden burada önce şu gerçeğin altını çizmek zorundayız: İslâm sanatının incelenmesi başka bir şey, İslâm sanatının yeniden yaratılmak istenmesi başka bir şeydir.
Çünkü gerek Türkiye dışında, gerek Türkiye'de İslâm düşüncesi ve sanatı üstüne çokça araştırma ve inceleme yapılmış olmasına karşın, bunların amacı İslâm sanatını günümüzde yeniden diriltmek değildir; nitekim bırakalım bizdeki laik çalışmaları, en çoğundan Garaudy ve Rodinson gibi düşünürlerin İslâm düşüncesi ve sanatına yaklaşımları, «bütün çağların kültürüne ve bütün halkların uygarlıklarına açılarak», insanoğlunun evrensel kültürünü ele alma kaygısından, İslâm değerlerinin insanlık tarihine katkılarının ortaya konması çabasından kaynaklanmaktadır.
Oysa yukarda sözünü ettiğimiz yönelimin amacı İslâm düşüncesi ve sanatını biricik sanat olarak günümüze getirmektir; dolayısıyla, buradaki tutum İslamcı bir sanat kuramı ya da «İslamcı estetik» oluşturmaktır.
- Sergi Günleri
- Sergi Haberleri Geldi
- Sergi Etkinliklerimiz
- Sergi Rehberi
- Sergi Davetiyeleri
- Sergi Çeşitleri
- Sergi Alanı
- Sergi Açmak İstiyorum
- Sergi Yapan Öğrenciler
- Sergi Afişi
- Güzel Sanatlara Girmek İçin Ne Yapmalıyım
- Güzel Sanatlara Hazırlık Öğrenci Kurs Ortamları Fotoğrafları
- Güzel Sanatlar Dershaneciliği Sınıfları
- Güzel Sanatlar Öğrencileri
- Güzel Sanatlar Dersi Veren Yerler
- Güzel Sanat Güzel Sanatlar
Hobi Sanat Gruplarimiz
Birinci Dünya Savaşı’nda Türk kadını, eskiden beri kendisini çember içine almış yapay her toplum yasasını yararak kendine düşen görevi fazlası ile yerine getirir. 1919–1923 Türk Kurtuluş Savaşı’nda ise bizzat cephede savaşa katılır. Cumhuriyet’in kurulması ile kadın hakları Tazminat’taki gibi sosyal reformların önemli bir bölümü olarak ele alınır.(Doğramacı, 1989: 11) Kadınların haklarını savunan ve bilinçlenmesini sağlayan pek çok yayın da çıkarılmıştır.
Mehasin (1908), Kadın Bahçesi ve Kadın Dünyası (1912), Kadın Duygusu, Kadın Âlemi ve Kadınlık (1913), Kadın Hayatı (1918) kadın sesini duyuran etkili yayınlar olmuştur.(Doğramacı, 1989: 135) 1800’lerin sonu ile 1900’erin başında yetişen kadın sanatçılarımız yabancı dil bilen, yurt dışından gelen eğitmenlerden ders almış, ilerici kadınlardır.
- Sergi Salonları
- Sergiler Ve Çizim Dershaneleri
- Sergiler Ve Etkinlikler
- Sergiler Ve Galeriler
- Sergi Hazırlıkları
- Sergi Malzemeleri
- Sergi Düzenleyen Ustalar
- Sergi Yapan Öğrenciler
- Sergi Nasıl Hazırlanır
- Sergi Davetiyeleri
- Sergi Tasarımı
- Sergi Afişi
- Sergi Çeşitleri
- Sergi Alanları
- Sergi Mekânları
- Sergiler
- Sergi Alanı
- Sergi Açılışı
Ozel Dersler
Bu toplumsal dönüştürücü pratik içinde insanlar yalnız kendi yaşamlarının maddi koşullarını ve araçlarını değil ama, kendi bilinçlerini de üretirler; «çeşitli biçimler altında toplumsal bilinç ya da bir başka deyişle, manevi üretimse manevi kültürü oluşturur.» Manevi üretim, maddi üretimlerin somut tarihsel üretim tarzıyla bağımlıdır. Şöyle ki, manevi üretim ile maddi üretim arasındaki bağlantıyı saptayabilmek için, her şeyden önce, bu ikincisini genel bir kategori olarak değil, belirli bir tarihsel biçim olarak ele almak gerekir.
Örneğin, kapitalist üretim tarzı, ortaçağdaki üretim tarzından başka bir manevi üretime karşılık verir. Maddi üretim kendi özgül tarihsel biçimi içinde ele alınmadıkça, ona karşılık veren manevi üretimdeki belirlilik ile bu ikisi arasındaki ilişki anlaşılamaz.
Demek ki, manevi kültürü oluşturan manevi üretimi kavrayabilmek için onun somut tarihsel biçim içindeki maddi üretimle olan ilişkisini ele almak gerekmektedir. Ama manevi kültüre kendi özelliğini kazandıran şey, manevi faaliyetin ürünleri değil, ama bu faaliyetin kendi yaratıcı içeriği ve bu faaliyet dolayısıyla insanlar arasında oluşan ilişkiler olup, insanların bu yaratıcı faaliyeti manevi kültürde belirli manevi değerler halinde nesnelleşir.
Ne var ki, her manevi değer hemen bir kültürel değer olarak görülemez. Bu kültürel değerler, toplumdaki kültür farklılıklarınca belirlenir; bir başka deyişle, kültürel değerleri belirleyen şey, toplumda ilerici ya da gerici olarak niteleyebileceğimiz kültür tiplerinin kendileri, yani, toplumdaki farklı kesimlerinde berraklaşan farklı değer sistemleridir.










